PROJELERİMİZ - MEV Eğitim Üniversitesi

Milli Eğitim Vakfı’nın sahip olduğu mevcut eğitim kurumları Üniversite için yeterli bir uygulama alanı olacaktır...

 

NEDEN BİR EĞİTİM ÜNİVERSİTESİ ?

 

Eğitimde kalite konusu, son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde gündemin en ön sırasını işgal eden bir konu olarak dikkat çekmektedir. Gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkeler seviyelerine gelebilmek için eğitime büyük önem vermektedir. Nitekim literatürde de, toplumun eğitim seviyesini yükseltmek için yapılan harcamalar, bir ülkenin kalkınması için en karlı yatırımlar olarak görülmektedir. Dolayısıyla, ülkemizde eğitime erişimde kat edilen önemli mesafeyle birlikte, eğitimde kalite anlamında ne durumda olduğumuz konusu da önemini artırmıştır. Eğitimin kalitesi ile, eğitim sürecinde kullanılan girdilerin miktarı arasında kurulan ilişkinin her zaman doğru olmadığıdır. Daha fazla derslik, öğretmen, bilgisayar, eğitim materyali kullanılması, eğitimin kalitesini aynı oranda arttırmayı garanti etmemektedir. Derslik başına düşen öğrenci sayılarının indirilmesi, ikili eğitimden tam gün eğitime geçilmesi, birleştirilmiş sınıf uygulamasının azaltılması vb. Aynı şekilde, öğrenci başına düşen öğretmen sayısında da daha iyi bir duruma ulaşmamız gerekmektedir. Eğitimin kalitesini belirleyen girdiler arasında ise öğrenci başarısında en fazla etkisi olan unsur öğretmenlerdir. Bu kapsamda öğretmenlerin sayısının yeterli olması kadar, nitelikleri de önem kazanmaktadır. 

 

Nitelikli ve gerekli motivasyona sahip öğretmenler istihdam edilmesi ve uygun eğitim ortamlarının sunulması kaliteli eğitimin temel belirleyicisi olmaktadır. Eğitim sistemimize ilişkin yukarıda detaylı olarak anlatılan sorun alanlarına ilişkin uygun çözümler geliştirmek gayreti neticesinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından zaman zaman çeşitli eğitim reformları yapılmaktadır. Aynı zamanda, ülkemizin önemli politika ve program belgelerinde de eğitimle ilgili sorunlar derinlemesine analiz edilmekte ve bazı tedbirler önerilmektedir. 

 

Eğitime erişim, kalite ve eşitlik konularında en önemli başarı faktörü, çocukların aileleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüksek gelire sahip ve eğitim düzeyi yüksek ailelerin çocuklarında, eğitime erişim ve kalite aşısından sorun yaşanmadığı görülmektedir. Nitekim Türkiye’de eğitime erişimle ilgili yapılan bir araştırmada aile gelirinin ve ailenin eğitim düzeyinin tüm eğitim kademelerinde okullaşma ile doğrudan ve güçlü bir şekilde ilişkili olduğu, bu etkinin kız çocuklar için daha kuvvetli olduğu bulunmuştur. Gelir ve eğitim düzeyinin etkisi, diğer unsurların etkisinden daha fazla bir şekilde okullaşma konusunda belirleyici olmaktadır . Dolayısıyla eğitim sistemimizin görevi, öğrencilerin aile geçmişinden kaynaklanan farklılıkları azaltacak şekilde, tüm öğrencilerin eğitime erişimini arttırmak ve eğitimin kalitesini yükseltmektir. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması da ancak bu şekilde mümkün olabilecektir. 

 

Bu noktada öğretmenler eğitim sisteminin en önemli unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitimin kalitesini belirleyen unsurları tespit etmek için yapılan birçok araştırmada, eğitim sisteminin içsel unsurları arasında en fazla öğretmen unsurunun kalite üzerinde etkisi olduğu bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, daha kaliteli öğretmenler elde etmek için yapılacak yatırımların, eğitimin kalitesini belirleyen öğrenci başarısında bir artışa yol açacağını düşünmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Genel olarak hangi öğretmen niteliklerinin eğitimin kalitesini arttırdığını da incelemek gerekmektedir. Öğretmenlerin tecrübe düzeyleri, aldıkları eğitim programları, eğitim fakültelerinde pedagojik ve içeriğe ilişkin aldıkları ders saatleri ve öğretmenlerin kendi test skorlarının öğrenci başarısı üzerinde olumlu etkileri olduğu tespit edilmektedir .

 

Öğretmen niteliklerini arttırmanın ise hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim şeklinde iki yolu bulunmaktadır. Hizmet içi eğitim, genellikle yeni konulara uyum amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilmekte olup, 4 yıllık lisans eğitimi kapsayan hizmet öncesi eğitimin öğretmen niteliklerini arttırma konusunda daha büyük fırsatlar içerdiği açıktır. 

 

EĞİTİM FAKÜLTELERİNİN MEVCUT DURUMU

 

Son yıllarda, eğitim fakültelerine olan talep hızla artmakta ve bu fakültelerdeki kontenjanlar sonuna kadar kullanılmaktadır. Bunun nedeni, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından her yıl önemli oranda öğretmen ataması yapılmasıdır. Eğitim fakülteleri, iş garantisi yüksek olan fakülteler olarak algılanmaktadır. Bunun sonucu olarak, bu fakültelerdeki kontenjanlar doldurulmakta ve bu fakültelere olan yüksek talebe paralel olarak puanlar yükselmektedir. Bu durum, daha nitelikli öğretmenler seçilebilmesi için önemli bir fırsat sunmaktadır. Ancak, öğretmen niteliklerinin geliştirilmesi açısından öğretmenlere motivasyon sağlayacak yüksek ücret ve kariyer imkanlarının da önemli etkisi olmaktadır. Eğitim fakültelerine yüksek taleple birlikte, eğitim fakültelerinden mezun olmuş ve ataması yapılmayan binlerce öğretmen adayı da bulunmaktadır. Dolayısıyla, öğretmen yetiştirme politikalarımızın gözden geçirilmesi ve bu konuda niteliği geliştirme tedbirlerinin yanında etkili bir planlama yapılması ihtiyacı devam etmektedir. Çünkü bazı branşlarda öğretmen fazlalığı varken, bazı alanlarda öğretmen açığı bulunmaktadır. Yükseköğretim sistemimiz piyasa taleplerine hızla şekilde cevap verememekte, ihtiyaç duyulan nitelikte mezun yetersizliği yanında ihtiyaç olmayan bölümlerin kapatılıp ihtiyaç olan alanlarda kontenjanların arttırılması sağlanamamaktadır. Aynı şekilde, öğrenciler geleceklerine yönelik sağlıklı öngörülerde bulunamamakta, öğretmen fazlası olduğu bilinen alanları tercih edebilmektedir. Bu noktada üniversitelerimiz de önemli sorunlarla karşılaşmaktadır. 

 

Kamu üniversiteleri, gerek mevut kadrolarının gerekse eğitim imkanlarının zorlamasıyla ve eğitim programlarında bir değişiklik yapmalarını sağlayacak motivasyon eksikliği sebebiyle, mevcut eğitim programlarına devam etmektedir. Bu anlamda, piyasa taleplerini karşılayacak esnek bir yapı ihtiyacı devam etmektedir. Ayrıca, genellikle ihtiyaç duyulan öğretmenliklerde öğretim görevlisi açığı da bulunmaktadır. Yukarıda detaylı olarak açıklanan mevcut durum ışığında, gereken esnekliklere sahip ve piyasa ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebilecek vakıf üniversitelerinin öğretmen yetiştirme alanında daha aktif bir biçimde katılımlarının önemli faydalar getireceği düşünülmektedir. 

 

Ülkemizde eğitime verilen öneme paralel olarak, öğretmen nitelikleri ve öğretmen yetiştirme konuları da öteden beri gündemdeki yerini koruyan önemli bir konudur. Öğretmenlerin eğitim sisteminin en önemli aktörü olduğu ve öğrencilerin aldığı eğitimin niteliğini doğrudan etkilediği genel kabul gören bir görüştür. Son yıllarda, özellikle eğitimin kalitesi ile ilgili yapılan analizlerde çok sayıda değişkenin eğitimin çıktıları üzerine etkisi incelenmiş ve analizlerin büyük çoğunluğunda öğretmenlerin mesleki donanımlarının eğitimin niteliğini etkileyen en önemli faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim Fakültelerinde öğrencilerin ve akademik kadroların maruz kaldığı ortamın, ideal bir eğitim ortamında olması gereken özellikleri karşılamada yetersiz kaldığı şeklindedir. Eğitim Fakültelerinin eğitim ortamını ve altyapısını iyileştirmeye yönelik talepleri çeşitli nedenlerle yeterince karşılanamamaktadır. 

 

Sonuç olarak; eğitim sistemimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesinde aksaklıklar ortaya çıkmaktadır.  Ülkemizde eğitim sektörünün problemlerin çözümünde öğretmenlerin rolü kilit olarak kabul edilmekte olup, öğretmen niteliklerinin artırılması ve öğretmen yetiştirme sisteminin bütüncül şekilde ele alınması gerektiği teyit edilmektedir. Bu çerçevede, Millî Eğitim Bakanlığı, DPT ve YÖK işbirliği ile konuya yaklaşılmasının eğitim, istihdam piyasası ve kaynak planlaması bakımından verimli olacağı değerlendirilmektedir. Diğer yandan, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ağırlıklı olarak istihdam edilen öğretmenlerle ilgili ciddi birikimin eğitim ağırlıklı bir üniversiteye aktarılması ve bu üniversitede hem istihdam piyasasındaki hem de eğitim sistemindeki sorunlara çözüm olacak bir modelin kurgulanması ülkemizde önemli bir açığı kapatacaktır. 


Bu projenin pilot olarak değerlendirilmesi ve sonrasında diğer eğitim fakültelerine model teşkil etmesi planlanmaktadır. Ülkemizde yükseköğretim sistemi ile ilgili politikalarda vakıf üniversitelerinin rolünün artırılması gerektiği bilinmektedir. Bu kapsamda eğitime ağırlık veren bir vakıf üniversitesinin çeşitli avantajları vardır. Genel bir üniversite tasarlanmakla birlikte, üniversitelerin bir şekilde birbirinden farklılaşmasının zorunlu olduğu günümüzde, MEV Eğitim Üniversitesinin eğitim konusuna ağırlık veren ve kaynaklarını ve enerjisini ağırlıklı olarak Eğitim Fakültesine ayıran bir üniversite olarak kurgulanması düşünülmektedir. Bu yaklaşımda, diğer fakültelerin ihmal edilmesi söz konusu olmayıp, rasyonel bir yaklaşım çerçevesinde üniversitenin katma değer yaratabileceği ve güçlü olduğu alana yönelmesi ve böylece diğer alanlar için de zamanla harcayabileceği enerji ve fon biriktirmesi hedeflenmektedir. 

 

MEV EĞİTİM ÜNİVERSİTESİ'NİN VİZYONU 

 

Eğitim, araştırma ve topluma hizmet fonksiyonları bakımından MEV Eğitim Üniversitesi’nin vizyonu; ulusal ve evrensel değerleri özümsemiş, akademik olarak ülke ve küresel ihtiyaçları karşılayabilen, eğitim bilimleri ve öğretmenlik eğitiminde uzmanlaşmış ve uluslararası akreditasyon standartlarında bir kurum olarak gelişmektir. MEV Eğitim Üniversitesi, öğrenciye, bilgiye ve bilime, teknolojiye, topluma ve akademik tanınırlığına ilişkin olarak;


Her öğrencinin başarabileceği inancıyla öğrenciyi en üst düzeyde geliştiren,


Atatürk ilke ve inkılapları ile toplumsal değerleri özümsemiş ve bunları yetiştirmeye yönelmiş, mesleğinde başarılı olmak için yüksek düzeyde motive olmuş, küresel ve ulusal istihdam piyasasının ihtiyaçlarına uygun uzmanlar yetiştirebilen, özel programları ve dereceleri ile toplumun bütün kesimlerine bilgi, formasyon ve meslek kazandıran,


Bilgiyi arayıp bulan, bunu ülke ve dünya biliminin hizmetine sunan, bilgiyi know-how, teknolojiye ve innovasyona dönüştürürken ekonomik getiriler de elde eden,


Kurulu bulunduğu bölgede ve ulusal düzeyde sosyal, kültürel, sanatsal bir ortam oluşturmak suretiyle öğrenciler ve toplum arasında bir etkileşim alanı yaratan ve böylece toplumsal kalkınma merkezi olan,


Toplumun bütün kesimleriyle ilişkili bir eğitim kurumu olarak bu kesimleri birer paydaş anlayışı ile karar ve uygulama süreçlerine dâhil eden; böylece etkinlik ve verimini en üst düzeyde gerçekleştiren,


Uluslararası akreditasyon koşullarına uygun gelişme gösteren, rekabetçi,


Disiplinlerarası bir eğitim ve araştırma anlayış ve yapısı geliştirerek ülkenin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelmiş uygulamaları yapma istek ve becerisi içinde müteşebbis bir üniversite olmak misyonunu benimsemiştir.


Dünyadaki genel eğilime paralel olarak Türkiye’de de ihtisas üniversitelerinin daha verimli ve rekabetçi şartlar sağlayacağı öngörülmektedir. Bu öngörüden hareketle, eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme üzerinde yoğunlaşmış bir üniversitenin ülkemiz ihtiyaçları bakımından önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

 

Türk Eğitim Sistemimizin ve özel olarak öğretmen yetiştirme alanındaki bilinen sorunlarının çözümünde kamu üniversitelerine oranla daha esnek yapıya sahip vakıf üniversitelerinin önemli roller üstlenebileceği, yeni modeller geliştirebileceği değerlendirilmektedir. Milli Eğitim Vakfının, ülkemiz eğitimine sağladığı ciddi katkıları, eğitim camiası içindeki saygın yeri entelektüel birikimi ve elindeki ekonomik kıymetleri dikkate alındığında, eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme konusunda ihtisaslaşacak bir üniversite kurmaya ehil olduğu değerlendirilmektedir. 

 

Milli Eğitim Vakfı’nın bu üniversiteye vücut verecek bilgi, deneyim, menkul ve gayrimenkul finansal kaynağı yanında samimi bir niyeti de vardır. Sahip olduğu mevcut eğitim kurumları Üniversite için yeterli bir uygulama alanı olabilecektir. MEV Eğitim Üniversitesi bünyesinde  kurulması planlanan fakülte ve bölümler, ülke ihtiyaçları ile örtüşmekte ve öğrencilerin öncelikli tercihleri arasında yer almaktadır. MEV Eğitim Üniversitesi, vizyonu ve bu vizyona uygun yapılanmasıyla ülkenin ihtiyaç duyduğu araştırma ve eğitim standardı sağlama konusunda diğer üniversitelere rehberlik yapabilecek özellikte planlanmaktadır. Bunu teminen öğretim üyesi, fiziki altyapı ve akademik yeterlilikler için gerekli hazırlıklar yapılmaktadır. MEV Eğitim Üniversitesi, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, akademik programlara uygun paydaşlarla etkin etkileşim ve işbirliği içinde olmak üzere örgütlenmektedir. Bu yapısıyla ülkemizde özgün bir eğitim bilimi ve öğretmen yetiştirme politikaları geliştirebilecektir. Sosyal, kültürel ve ekonomik göstergeleri ve sanayi konumuyla Ankara, yeni bir vakıf üniversitesinin kuruluşun uygun ve yeterli ortam sunmaktadır.

© 2012 Milli Eğitim Vakfı. Tüm hakları saklıdır.